Pozitif pekiştirme otistik çocukların eğitiminde de kullanılmaktadır. İçgörü çocuk web sitesinden alınan aşağıdaki makaleyi incelediğiniz takdirde pozitif köpek eğitimine ne kadar uyduğunu göreceksiniz.


DAVRANIŞ PROBLEMLERİ İLE BAŞA ÇIKMADA VE YENİ DAVRANIŞLARIN KAZANIMINDA KULLANILABİLECEK YÖNTEMLER
Otistik çocuğun eğitiminde kullanılan en temel yaklaşımlardan biri Uygulamalı Davranış Analizidir. Bu yöntem içinde pek çok davranışın öğretiminde Tek Basamaklı Davranış Deneme Modeli kullanılmalıdır ki, öğrenme kolaylaştırılabilsin. Bu model akademik beceriler, iletişim, oyun, sosyal beceriler ve özbakım becerileri gibi pek çok davranışın kazanılmasında kullanılabilir.

Tek basamaklı davranış deneme modeli şunları kapsar :

Beceriyi küçük parçalara bölmek
Her seferinde bir basamağın eğitimini yapmak
Yoğun bir zaman içinde belli sayıda tekrarlamak
İpucu vermeği ve vakti gelince silikleştirmeyi kullanmak
Ödül kullanmak.
Bu yöntemde öğretilecek her davranışın belirli bir başı ve sonu vardır. Öğretimi güçlendirmek için sayısız tekrar yapılır. Daha fazla ilerlemeden bir öncekinin başarılması beklenir. Öğrenci eğitim sırasında aktif ve katılımcıdır.

Eğitim dikkat dağıtıcı faktörlerin olmadığı bir ortamda başlamalı; ancak zamanla diğer ortamlara transfer edilmelidir.

Bu yöntemler kullanılarak yapılan eğitimin başarısı pek çok faktöre bağlıdır: Eğitimin başlama yaşı, kalitesi, çocuğun zihinsel kapasitesi, evde takibin devamı.

Çalışmaya başlamadan , eğitime hangi çocuğun olumlu cevap vereceğini kestirmek çok zordur.Eğitime başlamadan önceki iletişim becerileri ve zihinsel beceriler, sonucu çok etkiler. Eğitim başladıktan sonra öğrenme hızı bizim için fikir verici olabilir ve 6 ay sonra çocuğun ne hızda gelişeceği hakkında bir fikir sahibi olunabilir.

Ödül
Otistik çocuğun konuşmayı, oyun oynamayı ve sosyalleşmeyi motive edici bulması mümkün olmadığı için, bu davranışların kazanılmasında dışarıdan sağlanan ödüller önemlidir.

Bazı aileler ve eğitimciler ödül kullanımına doğal olmadığı düşüncesi ile karşı çıkarlar. Bu düşünceler, beceriksizce yapılan ve silikleştirme planı kullanılmayan uygulamalara şahit olmalarından kaynaklanabilir. Aslında hepimizin ödüllerle yaşadığımızı unutmamak gerekir. Maaş alıyoruz, tatile gidiyoruz, hobi gibi şeyler için çalışıyoruz. Dolayısı ile ödül zaman içinde davranışın doğal sonucu haline getirilerek kullanılabilirse, hepimizin hayatındakinden farksız bir anlamı olabilir.

Genellikle ödül rüşvet ile aynı kefeye konduğu için de tepki çekmektedir. Ancak ödül doğru olarak kullanılırsa rüşvet olmaz. Günlük hayatta rüşvet uygun olmayan bir şeyin yapılmasını sağlamak için kullanılır. Davranışçılıkta ise rüşvet kişinin bir şeyi yapmaya itiraz etmesini bekleyip sonra pazarlık yapılmasıdır. Ya da mesela çocuk olumsuz davranışlar sergilemeye başladıktan sonra ona durursa bir şey kazanacağını söylemektir. Bu ödülü kullanmanın doğru bir yolu değildir. Olumsuz davranış sergileyen çocuğa bu davranışının sonucunu hatırlatmak uygun değildir. Ödül hakkında konuşmak bile kendiliğinden pekiştirici bir güce sahiptir ve hafif bir ödül gibi düşünülebilir. Davranışlarının sonucunu ona bildirmek çocuğa bunu tartışmak için bir fırsat verebileceği gibi davranışı sürdürmeğe deyip değmeyeceği hakkında düşünmesine de sebep olur.

Rüşvetin söz konusu olabileceği bir başka durum da komutu verirken ödülün de aynı anda belirtilmesidir. Bu durum kişiyi sürekli olarak bir şeyi yapmak için ödül sözü verilmesine bağımlı hale ve ödül sözü verilmezse de davranışı gerçekleştirmesinde düşüşe doğru götürür.
Daha da kötüsü kişiye ödülü gösterip ve motive edip istenen davranış gerçekleşene kadar bunu geri tutmaktır.

Bu uygulamaların tümü davranışçı yöntemlerin düzgün kullanılmasından çok uzaktırlar. Ödüllendirmeğe en güzel örnek günlük hayatta maaş kazanmaktır. Hiç kimse maaşını almayı rüşvet olarak düşünüp geri çevirmemektedir.

Ödüle bir başka itiraz da çocuğun buna bağımlı hale geleceği endişesinden kaynaklanmaktadır. Bu durum sadece pekiştireç silikleştirilmediği ve doğal pekiştireçlerin plana dahil edilmediği durumlarda söz konusu olabilir. İdeal olarak ödül programı sık pekiştireçlerle başlar ve hızlı olarak doğal sıklığa ve doğal pekiştireçlere doğru silikleştirilir.

Ödül kullanmamak için söylenen bir başka bahane de çocuğu motive edecek hiçbir şeyin bulunmadığıdır. Bu olay genellikle çocuğun sevdiği şeyleri kazanması gerekmediği veya davranıştan bağımsız olarak elde ettiği durumlarda söz konusudur. Bazı çocuklarla ödül bulmak için daha çok zaman harcamak gerekebilir.

Ödüllerin Sınıflandırılması
Değişik pekiştireçlerin kıymetleri de değişiktir. Olumlu davranışlar listesindeki en istenen davranış için çok ekstra bir ödül bulundurmak gerekir. İyi davranış için iyi ödül vs. şeklinde gider. Böylece sadece daha iyi davranışları ödüllendirmekle kalmaz daha iyileri için motivasyon yaratmış olursunuz.

Programa başlarken çocuk ödülü sık süreler bazı ile almalıdır. Örneğin; olumsuz davranışın görülmediği her 5 dk'da bir ödül kazanabilir. Ancak asıl önemli olan, olumlu hedef davranışın görülmesi anında daha güçlü bir pekiştireç verilmesi gerektiğidir. Örneğin; çocuğun altını ıslatmadığı her yarım saatte bir bonibon kazanması ve bu arada çişini tuvalete yapmayı başardığı seferler için de o çocuk için daha büyük bir ödül olan çikolatayı kazanması gibi. Unutmamak gerekir ki asıl hedef doğal sıklıkta ödüllendirme sürecine geçmektedir. Başlangıçta sürekli pekiştireç kullanırken hızlı bir şekilde doğal ödüllendirme sürecine geçmek çok önemlidir. Bunun için; ödülü verirken sözel olarak "aferin sana" gibi övücü sözler bu geçişi kolaylaştıracaktır. Çocuğun normal çevresindeki düzen neyi gerektiriyorsa pekiştirmede hedef bu olmalıdır. Yani çocuğun üç saatte bir tuvalete gidip çiş yapması hedef ise program buna göre yapılmalı ve ödüller bu hedefe doğru silikleştirilmelidir.

Başlangıç programı olumsuz davranışların sıklığı temel alınarak yapılmalıdır. Örneğin; çocuk takip edildiğinde bir buçuk saatte bir çiş kaçırdığı görülürse, çocuk 60 dk'da bir tuvalete götürülmelidir ki, başarılı olduğu anlar yakalanıp pekiştirilebilsin. Çocuğun davranışı seyrek olarak pekiştirelecek olursa, çocuk hiçbir zaman başarılı olma şansını yakalayamaz.

Pekiştireç düzeni silikleştirilmeğe başlandığında daha güçlü ödüller kullanmaya başlanmalıdır. Eğer daha güçlü ödüller kullanılmazsa davranışlarda geri dönüşler yaşanacaktır. Bu nedenle en başta en güçlü pekiştireci kullanmamak gerekir. Aksi halde pekiştireç düzenini seyrekleştirdikçe güçlü pekiştireç bulmakda zorlanabilirsiniz. Bu düzene şöyle bir örnek verilebilir.

5 dk.(bonibon) 15 dk.(kola) ½ saat(5dk oyun) 1 saat(şarkı ) ½ gün(video) 1 gün( dışarı çıkma)

Pekiştireç Kullanımı
Pekiştireç pekiştirici Olmalı: Biz genellikle kendi sevdiğimiz şeyleri başkalarının da seveceğini düşünürüz. Ama çoğunlukla durum böyle değildir. Bu nedenle bir şey sunmadan önce çocuk için gerçekten nelerin ödül olabileceğini belirlemek gerekir. Bunu verince heyecanlanıyor mu, seçme şansı verilince bunu seçiyor mu, en iyi test ise çocuğun bunu kazanmak için çaba sarfedip sarfetmediğine bakmaktır. Bir başka önemli nokta da sürekli olarak pekiştireçleri değerlendirmek gereğidir. Çünkü bazı ödüller hızla değer kaybedebilmektedir. Biz de yeni tercihler doğrultusunda bunları değiştirebilmeliyiz.

Pekiştireç Sonuç Olarak Gelmeli: Pekiştireç sadece hedef davranış gerçekleşdiği zaman verilmelidir. Seçilen ödül davranış görülmediği zamanlarda verilmemelidir. Yoksa değeri kaybolur. Çocuğu uzak tutamadığınız ya da tutunca problemler yaşadığınız bir pekiştireç kullanmamak da önemli bir noktadır. Böyle bir durumda çocuk için aşırı heyecen verici olan pekiştireç çok ön plana çıkar ve kazanılması gereken davranıştan çok bu pekiştirece yoğunlaşılabilir.

Çok Çeşitli Pekiştireçler Kullanılmalıdır: Çeşitli pekiştireçler kullanırsanız çocuğun bıkmasını engellemiş olrsunuz. Pekiştireçler böylece anlamlarını korumuş olurlar.

Sosyal Pekiştireçler Somut Pekiştireçler ile Birlikte Kullanımalıdır: Çocuğunuz gülümseme, taklit etme gibi şeylerden hoşlanmıyor olsa bile bunlar birincil pekiştireçlerle beraber kullanıldığı zaman onlardan da zevk almaya başlar. Bu sayede zaman içinde somut ödülleri silikleştirirken sosyal ödülleri etkili hale getirebilirsiniz ki bu daha doğal olur. Örneğin; bonibon verirken "çok güzel bir davranış, aferin" demek.

Sürekli Olarak Yeni Ödüller Keşfedin: Bunun için başka çocuklarda işe yarayan pekiştireçleri de düşünebilirsiniz, ancak her çocuğa uygun farklı şeyler bulmak da çok önem taşır. Çocuğun stereotipik davranışlarının hedeflediği alanları bulup ne tür oyuncaklarla bu ihtiyaçların da giderilebileceği düşünülmeli. Görsel uyaranlarla stereotipik hareketler yapan çocuk için likid kum saati işe yarayabilirken işitsel uyaranlara ihtiyaç duyan bir çocuk için ses çıkaran oyuncaklar cazip olabilirler. Dokunmaktan, bir yerlere vurmaktan hoşlanan çocuklar masada tempo tutmayı, trambolinde zıplamayı ve gıdıklanmayı sevebilirler.

Yaşına Uygun Pekiştireç Seçilmeli: Bu çocuğun yaşıtları arasına kabulünü de kolaylaştırır. Ayrıca etraftakilerin çocuğa onun yaşına uygun olarak davranmasını sağlar. Son olarak da çocuk doğal çevresinde bu pekiştireçlere rastlayacağı için genelleme yapması en baştan itibaren kolaylaşmış olur. Örneğin; on yaşındaki bir çocuğa şeker yerine pokemon kartı vermek gibi.

İlk Zamanlar Pekiştireç Anında Verilemlidir: Pekiştireç davranışın oluşundan sonraki ilk saniyede gelirse çok etkilidir. Bu sayede davranış ve ödül arasında çok güçlü bir ilişki kurulur. Bu durum özellikle başlarda çocuk "öğrenmeyi öğrenirken" çok önem taşır. Hızlı olarak ödüllendirmek, ödülün yanlış bir davranış ile ilişkilendirilmesini engeller. Örneğin göz kontağı kurmasını pekiştiriyorsak ve geç kalırsak istemeden kafasını çevirmesini pekiştirmiş olabiliriz. Ayrıca çocuğu birkaç dakika sonra ödüllendirirsek çocuk hangi davranışı yapmış olduğunu unutur ve daha sonra hangi davranışı tekrarlaması gerektiğini bilemez.

Pekiştireç Takvimi Sürekli ve Tutarlı Olarak Uygulanmalı: Ödül kazanmadaki tutarlılık çocuğun davranışı istenen sıklıkta tekrarlama şansını arttırır. Eğer olumlu davranış oluşur ve ödüllendirilmezse, hele hele olumsuz davranış oluşur ve ödüllendirilirse gelişim çok olumsuz şekilde etkilenebilir.

Pekiştireç Zaman İçinde Silikleştirilmelidir: Yoğun pekiştireç programı ne kadar uzun sürdürülürse bunu silikleştirmek de o kadar zor olacaktır. Silikleştirme sürecine başlayınca pekiştireçleri geçici bir süre için sık olarak kullanmak zarureti doğabilir eğer çocuk zorluk yaşıyorsa. Ayrıca pekiştirme süreci uzadıkça daha güçlü pekiştireçlerin kullanılması unutulmamalıdır.

Pekiştirecin Verilişi İyi Ayarlanmalıdır: Pekiştirecin verilmesinin yapılan işi bölmemesine dikkat etmek gerekmektedir. Ama çok geç de kalmamalıdır ki; pekiştirecin etkisi düşmesin. Bu ihtimalleri bertaraf etmek için sözel köprüler kurulabilir. Pekiştireci hemen vermek yerine davranışı farkında olduğunuzu belirtmek gibi. Ya da gülümseme, okşama gibi fiziksel köprüler kurulabilir. Davranış ile pekiştireç arasında köprü kurmanın bir değer yolu da puan sistemini kullanmaktır. Çocuğun hedeflenen ödülü kazanması için 5 puan yani 5 pul kazanması planlanabilir. Her bir küçük adımda bir puan kazanır ve bu 5'e tamamlanınca ödülü alabilir.

Eğitim ve Pekiştireçler İlk Kullanılmaya Başladığında Pekiştirilen Davranış Tanımlanmalıdır: Böylece çocuk hangi davranışın tekrar edilmesi gerektiğini anlar. Ayrıca davranış ve ödül arasındaki ilişkiyi güçlendirmek için bunu telaffuz etmektir. Daha sonraki dönemlerde çocuk ilişkiyi anlamış olacağından sözel tekrarlar gerekmeyecektir. Ancak davranış gerçekleşmeden önce ödülden bahsetmemeli yani " haydi çişini yap şeker vereceğim" dememeli, davranış oluştuktan sonra "çişini yaptın şeker kazandın" demelidir.

Zaman İçinde Daha Az Enteresan Ama Pratik Pekiştireçler Kullanın: Daha doğal ve pratik pekiştireçler kullandıkça genelleme şansınız çoğalacaktır. Yoksa çocuk doğal ortamda doğru davranışı sergilediğinde ödüllendirilemezse davranış azalır ve olumsuz davranışlar geri dönebilir.

Ödülü Rüşvet Olarak Kullanmayın: Çocuğu kazanacağı ödülü önceden duymaya alıştırmayın. Olumsuz davranış oluştuğu zaman çocuğa eğer durursa kazanacağı ödülün ne olacağını hatırlatmayın veya ödülü kaybetmekle tehdit etmeyin.Olumsuz davranışın ortaya çıkması ve tırmanması ile beraber durumun zorluğuna göre daha önce hiç sözü geçmemiş ödülleri öne sürmeye başlamayın.

Rüşvet son derece baştan çıkarıcı bir şeydir. Kısa süre içinde gayet iyi sonuç verir. Bu kısa süreli çözüm sağlayan ancak uzun süreli problemler yaratan bir durumdur. Bir anda, kendimizi çocuğa ödülleri hatırlatır ve bunu kazanmak için neler yapması gerektiğini listeler halde bulabiliriz. Siz de çocuk da buna bağımlı hale gelebilirsiniz. Bu durum pazarlığa da yol açabilir ve çocuğun davranışı yapmadan önce, bu ödül için değer mi diye düşünme noktasına iter.

Tercih edilen yol olumlu davranış gerçekleştikten sonra ödülün ne olacağının belirtilmesidir. Bu durum rüşveti bertaraf etmenin yanısıra pekiştireci daha belirsiz hale getirerek silikleştirmeye geçişi kolaylaştırır. Eğer bir kez, " ….yaparsan…... gelir" tarzında bir pazarlık ilişkisi kapanına sıkışırsanız çocuğa bu ilişkinin sonuncunun, sizin için süreçten daha önemli olduğunu itiraf etmiş olursunuz. Bu noktada çocuk davranışını sizin sunduğunuz şey için değiştirir yoksa bunu doğru bir davranış olduğu için değil. Böylece doğru davranışı içselleştirmiş olmaz.

Ayırdedici Pekiştireç Kullanımı: Öğretme olayındaki ve olumsuz davranış değişiminde kullanılan en önemli noktalardan biri şüphesiz ayırdedici pekiştireç kullanımıdır. Bu kavram, en güçlü pekiştirici en istenen davranış için kullanma şeklinde özetlenebilir.

Davranış Problemleri
Davranış problemleri tedavi ve eğitimde karşılaşılan en önemli problemlerden biridir. Bunlar değiştirilmesi çok güç olan, çevrede ve ailede hayal kırıklıklarına yol açan durumlardır. Genelde eğitimde hedef olarak seçilmez çünkü değiştirilmesi çok zordur. Bu davranışlar çocuğun dünyaya adaptasyonunda ve başa çıkmasında kullandığı yöntemlerdir.

Bu nedenle siz bu olumsuz davranışı değiştirmeyi hedeflediğiniz zaman, davranış aniden şiddetlenir. Çocuklar kendileri için gayet fonksiyonel olan davranışları ellerinden almaya çalışanlara karşı tepki gösterirler.Çünkü daha önceki tecrübelerinden, bilmektedirler ki; tepkilerini şiddetlendirdikleri zaman karşı taraf en azından bazı seferlerde pes edebilmektedir. Aileler çocuklarını üzgün ve sinirli görmek istemedikleri için bu durumlara karşı çok tahammülsüzdürler. Ancak bu pes etmeler sadece davranışı daha çok pekiştirmeye hizmet ederler.

Davranış problemlerinin çoğunlukla dikkate alınmamasının bir diğer sebebi de zihinsel becerilerin geliştirmesine daha çok ağırlık verilmesidir. Aileler ve bazen uzmanlar da akademik becerilerin ve iletişim becerilerinin gelişmiş olmasının çocuğu daha az problemli göstereceğine inanabilirler. Konuşmadan, çocuğun okulda başarılı olmasının mümkün olmayacağı düşünülür. Aslında tam tersine bozucu ve yıkıcı davranışlar okula uyumu güçleştiren en önemli sebeplerden biridir.

Hatta bazen çocuğun dil becerileri kazanınca davranış problemlerinin de azalacağına inanılır. Aslında tam tersine çocuğun davranış problemleri, öğrenme fırsatlarını kısıtladığı gibi öğrenme hızını da azaltır ve prognozu olumsuz yönde etkiler. Bu davranışları değiştirmek üzere hedef alınması gerekir .yoksa zaman geçtikçe değiştirmek gittikçe zorlaşır.

Davranış problemleri genellikle aile ve bazen de eğitimciler tarafından farkına bile varılmaz. İnsanlar bu davranışa o kadar alışkındırlar ki ne kadar engelleyici ve bozucu olduğunun farkına bile varmazlar. Çoğunlukla aileler otomatik olarak pek çok düzenlemeler yaparlar ve böylece çocuğun ortaya davranış problemi çıkarmasına gerek kalmaz. Bu durumda üstüne gidilmesi gereken bir davranış problemi de söz konusu olmaz. Ancak aileler çocuğun yapılan adaptasyonlara ne kadar bağımlı olduğunu adaptasyonun yapılamadığı bir ortamdaki aşırı tepkilerini görünce anlarlar. Davranış problemlerinin zaman içinde veya konuşma gelişince biteceğine inanan aileler bu konuya gereken önemi vermezler. Ancak zaman geçip işlerin umdukları gibi gelişmediğini gördükleri zaman önemini kavrarlar.

Tutarlı bir şekilde bu davranışların üstüne gidildiği zaman ortaya çıkan aşırı tepkiler tabi ki normaldir ve hatta olumlu bir işarettir. (çocuk olup bitenin farkındadır,interaktiftir. ) Ailelerin hedeflemeleri gereken şey çocuğu kısa zaman içinde mutlu kılmak değil gelecek için mutlu kılmaktır.

Optimal Ortamı Oluşturmak
Formal bir program uygulamaya başlamadan önce pozitif bir eğitim ortamı yaratmak gerekir. Bu hem programı daha efektif yapacak hem de daha zevkli çalışma imkanı sağlayacaktır. Çocuğun sakin ve katılımcı olduğu bir ortamda çalışmaya başlamak bu amaca uygun olacaktır. Ondan hiçbir istekte bulunmaksızın sevdiği oyun ve oyuncaklarla işe başlayabilirsiniz.

Sizin orada bulunmanızdan rahatsız olmadığı bir zaman geldiğinde takip edip yerine getirebileceği bir komut verin. Örneğin; gayet kesin ama eğlenceli bir tonda " kurabiyeyi ye", "topu döndür" vs diyebilirsiniz. Pozitif bir öğretme ortamı kurmak olumsuz davranışları azaltmakla kalmaz doğru davranışların pekiştirilmelerine dolayısıyla daha çok sayıda gözlemlenmelerine fırsat yaratır. Pekiştireç başta sadece sözel olmakla kalmayıp somut da olmalıdır. Sözel pekiştireç doğru davranışı da belirterek yapılmalıdır. "Sakin oturman çok hoş" gibi.

Çevreyi Düzenlemek
Çevrenin davranış üzerinde çok büyük etkisi vardır. Karışık bir ortam, zamanın iyi düzenlenememesi, sıcak, kalabalık bir yer gibi faktörler davranış patlamalarına sebep olabilir. Bu tüm insanlar için geçerli olduğu gibi otistikler için de geçerlidir.

Yavaş ve yumuşak konuşma olumsuz davranış üstünde pozitif bir etki sağlar. Ama insanların eğilimi tam ters yönündedir. Karşılarındakine ulaşamadıklarını düşündüklerinde daha hızlı ve bağırarak konuşmaya başlarlar. Bu durum sadece çocuğun sinirini tırmandırmakla kalmaz ; sizinde sinirinizi tırmandırır. Eğitim sırasında karşınızda oturan çocuğun sırası gelmeyen eğitim malzemelerine dokunmaya çalıştığı zamanları düşünün ve çocuğa gösterdiğiniz reaksiyona bir bakın. Sürekli olarak malzemeleri geri alma çabası içine girebilirsiniz. Halbuki bu şekildeki ani fiziksel müdahaleler daha büyük kaosa sebep olur ve çocuğu kontrolu ele geçirmek için daha çılgınca çaba sarfetmeye iter. Bu durumda derin nefes alma egzersizleri yapmak faydalı olabilir. Sakin kalabilmek hem daha sonraki tırmanmayı önler hem de objektif kalabilmemizi sağlar. Ayrıca çocuğun olumsuz davranışlarını ilgilinizle pekiştirmemiş olursunuz.

Potansiyel güç kavgalarını azaltmak davranış problemlerini de azaltır. Çocuğa belli oranda seçme şansı vermek efektif bir yöntem olabilir. "Masada mı çalışmak istersin, yerde mi?", "Önce bunu mu istersin, bunu mu?" gibi sorular sorabilirsiniz.

Eğer savaşmaya hazır değilseniz buna götürecek taleplerde bulunmayın.
Sıkıntı da davranış bozukluklarına yol açan bir nedendir. Fakat bunu her zaman kontrol edemeyiz ya da etmek istemeyiz. Çocuklar bununla başa çıkmayı öğrenmelidirler. Ancak lüzumsuz can sıkıntılarına sebep olmamamız gerekir.

Olumsuz davranışlar oluştuğu zaman minimum ilgi gösterilmelidir. Eğer hayati bir tehlike yoksa, bu davranışı tamamen görmemezlikten gelmek olabilir, müdahale etmeyi gerektiren bir durum varsa göz kontağı kurmadan ve sohbet etmeksizin olayı engelleyebilirsiniz. Genellikle insanlar bundan çok daha fazlasını yaparlar. Bazen çocuğu sakinleştirmeye çalışmak bile çocuğu çok daha sinirli bir hale getirir.

Olumsuz Davranışı Anlamak ve Başa Çıkmak
Olumsuz davranış ile başa çıkmada en önemli nokta reaktif bir tutum geliştirmek değil proaktif öğretmedir, yani öğretme olayı çocuğun sinirli olmadığı bir zamanda gerçekleşmelidir.
Acting out davranışı tipik olarak hızla tırmanan bir patern gösterir. Yine de bunu basamaklara ayırmak mümkündür. Erken dönemde hafif bir ajitasyon varken bu durum sözel olmayan ipuçlarıyla anlaşılabilir, örneğin soluk alıp verişi, jestleri vs değişir ya da sözel olarak, mızırdanma, tartışma vs. başlar. Eğer durum halledilemezse davranış daha ciddi bir noktaya tırmanabilir. Örneğin eşyaya zarar verme, kaçma gibi. Son basamak kendine ve başkalarına zaman vermekle kapanır.

Her basamak değişik bir tepki gerektirir. Bazen daha önce işe yaramış en uygun tepkiler cevap vermeyebilir. Bu nedenle sürekli olarak işe yarayan tutumları güncelleştirmek gerekir.
Davranış problemleri için pek çok yöntem önerilebilir. Ancak önemli olan bu yöntemlerin doğru bir şekilde, tutarlı olarak ve yeterince uzun bir zaman tanınarak uygulanmasıdır.
Zaman zaman, olumsuz davranışı azaltma müdahaleleri yanlış kullanılabilmektedir. Örneğin mola çocuğun pekiştireçlerden uzak kalmasıdır. Çocuk için zevk verici bir ortamda gerçekleşen olumsuz bir davranışın sonucu olarak, çocuğun bu ortamdan uzaklaştırılması demektir. Pek çok zaman, çocuk zaten ortamı eğlenceli bulmamaktadır ve buradan uzaklaştırılması hoşuna gider. Ortamdan uzaklaştığında çevresinde eğlenceli hiç bir şey olmamalı, kendi kendini uyarıcı hareketleri de yapamamalıdır. Aksi halde mola, olumsuz davranışı pekiştirecektir. Kızmak da yararsızdır, çünkü çocuk buna tepki gösterir ve olayı tırmandırır. Veya bir şekilde dikkat çekmiş olur. Ve olumsuz bir ilgi olmakla beraber yine de davranışı pekiştirir.
Çocuğun olumsuz davranışı yavaş yavaş şiddetlenir. Hangi aşamada olduğuna bağlı olarak değişik tepkiler verilmelidir.

Kriz ortamına girilmeden önce temel proaktif yöntemler önerilebilir: Bunlardan bir tanesi çocuğa sayısız seçme şansları tanımaktır Böylece başka bir sefer seçme şansının olmadığı bir durumla karşılaşırsa, çocuk buna daha kolay katlanır. İkinci bir nokta; başlangıçta bol miktarda pekiştireci çekinmeden kullanmaktır. Hatta negatif davranışlar oluştuğu sırada dahi pekiştireç kullanmanın faydalı olabileceği zamanlar vardır. Yani çocuğun negatif bir davranış içinde olduğunu gördüğünüz ancak kendini kontrol etmeğe çalıştığını yine de, davranışın tırmanmadığını düşündüğünüz durumlarda da çok küçük ödüller kullanabilirsiniz. Ancak bu ödüller hedef olan olumlu davranışın gerçekleştiği zamanlar kullandığınız şiddette bir ödül olmamalıdır. Daha küçük bir ödül kullanmakta fayda vardır. Bu aşamada takınacağınız tutum çok önemlidir. Kararlı ancak sakin kalabilmelisiniz. Bu sakinlik hem çocuğun işi çığırından çıkarmasını önleyecektir, hem de sizin daha objektif ve etkin kalabilmenizi sağlayacaktır. Kriz oluşmaya başlarken çocuğa bazı alternatifler sunmak çocuğa az da olsa bir kontrol hissi verecek ve olayın tırmanmasını engelleyecektir. Bir plana sahip olmak çok önemlidir ancak hesapta olmayan durumların ortaya çıkabileceğini önceden bilip bunlara göre ayarlamalar yapabilmek olayların tırmanmasını engellemek açısından gereklidir.

a) Olumsuz Davranışların Başlama Dönemi:
Çocuğun sinirli olmaya başladığını hissettiğiniz zamandır. Çocuk kendi kendine konuşmaya, nefes alıp verişi değişmeye başlayabilir ya da yalnız kalma çabasına girer. Bu aşamada yapmakta olduğunuz faaliyete devam etmekte fayda vardır. Ancak olumlu davranışların yakalandığı anlarda sözel pekiştireçleri ve birazda somut pekiştireçleri arttırmak gereklidir. Böylece olumsuz davranışın azaldığı anlarda ödüllendirme stratejisi ile temel sakinleştirme stratejisini gerçekleştirmiş olursunuz. Unutmamak gerekir ki; kıymetli pekiştireçler, olumsuz davranışların olmadığı zamanlarda sürekli olarak sağlanmalıdır. Ancak yine de her şeyin bu kadar iyi gitmeyebileceği anlar için de çocuğu cesaretlendirebilecek tekrar kontrol sağlamasına yardımcı olabilecek pekiştireçlere ihtiyaç vardır. Eğer tüm pekiştireçlerden mahrum ederseniz çocuğun davranışını olumlu hale çevirecek hiçbir aracınız kalmaz. Ve eğer pekiştirmek için çocuğun tamamen sakinleşmesini beklerseniz böyle bir anı hiç göremeyebilirsiniz. Zaten olumsuz davranışlar sürekli aynı şiddette sürmeye devam etmez ve böylece kontrolun sağlanıyormuş gibi olduğu anları yakalayıp çocuğu daha basit bir pekiştireç ile ödüllendirmek mümkün olur. Sakin olarak geçen zaman uzadıkça pekiştireci de kuvvetlendirmelisiniz.
Ancak sakinleştirme stratejisi için kullandığınız pekiştirec hiçbir zaman , davranış probleminin olmadığı süreler için kullandığınız pekiştireç kadar kuvvetli olmamalıdır.

Tekrar davranışta bir tırmanma görürseniz yine davranışı görmemezlikten gelmelisiniz. Ama bu çocuğu görmemezlikten gelmek ve yapılmakta olan işi bırakmak anlamına gelmez. Çocuk ile birlikte bir işin üstünde kalmaya devam etmek demek çocuğun bozucu davranışları sonucu işten kaçamayacağını görmesi açısından önemlidir. Ayrıca bir de bu ortamdan uzaklaşmak demek çocuğu uygun zaman geldiğinde ödüllendirebilme fırsatını kaçırmak demektir. Çocuğu tamamen görmezden gelmek, davranışının yoğunlaşacağı ve daha büyük fırtınaların çıkacağı anlamına gelir.

b)İkinci Aşama:
Unutmamak gerekir ki genellikle bu noktaya birinci adımdaki yanlış müdahaleler ya da davranışı doğru okuyamamamız nedeni ile gelmekteyiz. Ancak hepimiz insan olduğumuz için bu noktaya zaman zaman gelmek de kaçınılmazdır. Ayrıca öyle zamanlar da vardır ki birinci aşamadaki en mükemmel strateji bile sonuç vermeyebilmektedir. Çocuk orta şiddette huzursuzlanmaya başladığı zaman örneğin bağırarak konuşmaya, ağlamaya başlarsa bu tepkiye sebep olabilecek uyaranlar bulunup gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Ortamda bu şiddette bir strese sebep olabilecek bir durum olduğu düşünülmelidir. Eğer böyle bir şey saptanabilirse bunu değiştirerek olay halledilebilir. Örneğin her zaman yemek saatinde bozucu davranışlar geliştiren bir çocuk iyi bir gözlem ile değerlendirilebilir ve bu ortamdan uzaklaştırıldığında aynı davranışları geliştirmediği görülerek aslında yemek kokusunu duyup yemeğin hemen gelmemesine tahammül edemediği anlaşılabilmektedir. Bu tarz orta şiddette olumsuz davranışlara götürebilecek iki tür sebep vardır. Birincisi çocuğun manipulatif davrandığıdır. Yani davranışını ne kadar şiddetlendirirse bu ortamdan o kadar çabuk sıyrılabileceği fikri ile hareket ediyor olabilir. Bu durumda sakinleştirme stratejisini kullanmak, çok kararlı ve ısrarlı olmak gerekmektedir. İkinci bir durum da yapılan işin çocuk için gerçekten zor olduğu ve çocuğun buna reaksiyon veriyor olabileceğidir. Böyle bir düşünce oluştuğu anda bir ayarlama yapmak gerekmektedir. Başka bir deyiş ile çocuğun bu durumda haklı sebebi vardır ve buna karşı anlayışlı olmak gerekmektedir. Bu durumda olayı yeniden değerlendirip kolaylaştırmalıdır. Ancak bu öyle belirsiz bir şekilde yapılmalıdır ki; çocuk bu davranışların sonucunda bazı kazançlar elde edebileceği fikrine kapılmasın. Yani yine işin üstünde kalmalı ama belki çocuğun daha kolay başarabildiği bir şeyleri yapması istenmelidir. Bunlar anlamaya yönelik ya da sözel olmayan taklitler, basit motor beceriler olabilir.
Her zaman çocuk sakin iken sözel ve somut ödülleri kullanın ancak bozucu davranışlar başladığı zaman dikkatinizi o davranıştan uzaklaştırın. Öyle bazı davranışlar vardır ki, sadece motive edici değil ayrıca sakinleştirici ve huzur da vericidirler. Yumuşak bir şekilde sarılmak , alçak sesle konuşmak, şarkı söylemek sırtını okşamak gibi. Bu pekiştireçlerin verilmesinde çok dikkatli olmak gerekmektedir. Eğer bozucu davranışın oluşmasının üstünden çok az bir vakit geçti ise yani sadece 30sn gibi bir süre olmuş ise bu pekiştireç bozucu davranışa verilmiş olur. Ancak olumsuz davranışın oluşmasının üstünden 1-2 dak gibi bir süre geçtikten sonra bu rahatlatıcı hareketler yapılırsa çocuğun kendisini kontrol etmesini pekiştirmiş olursunuz. Böylece tek bir hareket ile hem pekiştireç sunmuş hem de çocuğu sakinleştirerek tekrar olumsuz bir davranış oluşması riskini azaltmış olursunuz.

Eğer en başta istediğiniz iş çocuğun kapasitesine uygun bir şey idi ise; tekrar kaldığınız yere dönüp bunu bitirmeğe çalışmalısınız. Bunun uzun bir şekillendirme süreci olduğunu her şeyi bir seferde yapamayacağınızı unutmamalısınız. Ancak her seferinde uzun dönemli hedefinize biraz daha yaklaşabiliyor olmalısınız.

c)Üçüncü Aşama:
Çocuk aşırı derecede sinirli olmaya başladığı zaman yani sizinle fiziksel mücadeleye girdiği, bağırdığı, başkalarına zarar verdiği ve kendini yaralamaya başladığı zaman yine çok kararlı ve tutarlı olmak gerekmektedir. Ayrıca daha önce daha az şiddetli davranışlar için yönergeler ile kontrol sağlama çalışması yapmışsanız yani ellerini bağla vs gibi komutlara alıştırmış iseniz, böyle aşırı sinirli bir anda da bu yönergeleri kullanabilirsiniz. Yönergeleri mümkün olduğunca kısa ve net olarak verin ve ne yapılmasını istiyorsanız onu söyleyin, yapmaması gereken davranışları söylemeyin. Örneğin kalkıyorsa "masada oturman gerekiyor" gibi cümleler kurun. Belki her zaman o an için en uygun olabilecek cümleyi bulamayabilirsiniz, o nedenle sadece "dur" demekte uygun olabilir kontrolü sağlamak için. Bu tarz müdahaleleri en fazla iki defa yapmaya gayret edin yoksa bu durum daha kaotik bir hale gelebilir ve krediniz kalmaz. En ufak bir hafiflemede davranışı ödüllendirmeye özen gösterin.
Tehdit etmek böyle başı çıkılması zor durumlarda kolayca başvurulabilecek yöntemlerdir. Ani olarak olayı yatıştırabilecek olan bu tarz davranışlar daha sonra daha büyük problemlerin çıkmasına sebep olabilir.